Beyin ve Yetenek: Üstün Yetenek, Yüksek IQ Düzeyi Gerektirmiyor

Olağanüstü yeteneklere sahip birçok kişinin küçük yaşlardanustun-yetenek başlayarak ebeveynlerinden destek, kaynak ve cesaret aldıkları kuşku götürmez bir gerçek olmakla ile birlikte, dahilik uzmanı Martha J. Morelock’a göre böyle bir destek genelde belirgin bir “öğrenme tutkusunun” sonucu olarak karşımıza çıkar. Bu çocukların beceri sahibi oldukları alanlarda çalışmayı neden öylesine tutkulu bir istek duydukları açıklığa kavuşturulması gereken bir konudur.

Ruh bilim uzmanı Joanne Ruthsatz ve arkadaşlar son yıllarda üstün yeteneklilerin beyinleri konusuna giderek açıklık kazandırıyorlar. Ruthsatzın ve usta kemancı Jordan Urbach tarafından yapılan araştırmaya her biri ulusal ve uluslararası televizyon programına katılmış dokuz üstün yetenekli çocuğa Stanford Binet IQ testinin son baskısı uygulandı. Çocukların çoğu henüz 10 yaşına gelmeden alanlarında profesyonel düzeye ulaşmışlardı ve bu alanlar genelde kurala dayalı alanlardı. Biri resimden biri matematiğe, dördü müzikte olağanüstü yeteneklere sahipken biri müzikten gastronomiye bir başkası da müzikten resme atlamıştı.

Araştırmacıların gözüne çarpan ilk sonuç; IQ değerlerinin 108 ile 147 arasında değişen geniş bir yelpazeye yayılmış olmasıydı. Ayrıca üstün yetenekli çocukların tümünün düzensiz bilişsel profiller sergiledikleri görüldü. En çarpıcı sonuç ise üstün yetenekli çocukların her birinin işler bellek (bir yandan girilen bilgileri işlemden geçirirken, bir yandan da bu bilgileri bellekte tutma yeteneği) alanında alışılmışın dışında puanlar almaları-genel nüfusun %99’undan daha iyi puanlar almış olmalarıydı.

Üstün yeteneklilerin sıra dışı bir işler belleğe sahip oldukları yönünde çok sayıda belge bulunuyor. Bunların arasında Mozart’ın müzik parçalarını ezberleme ve kafasında partisyonları oluşturma konusundaki olağanüstü yeteneğiyle ilgili belgelerde yer alıyor.

Araştırmacılar, üstün yeteneklilerin bir topluluk olarak, üstün yetenekleri olmayanlara göre daha yüksek düzeylerde otistik özellikler sergilediklerine tanık oldular. Otizimli çocukların büyük bir çoğunluğu üstün yetenekli olmamak ile birlikte, bu sonuçlar üstün yetenekliler arasında otizimin yaygın olduğuna işaret ediyor. Üstün yetenekli çocuklarda en çok göze batan otistik benzeri özelliğin ayrıntılar konusunda titizlenmek olduğudur.

Ruthsatz ve arkadaşları sanatsal yeteneğin gelişiminde titizliğin ustun-yetenekli-cocuktemel rolüne işaret edene araştırmalara dikkat çekiyor. Sanatsal yeteneklere sahip çocuklar genelde kendilerini çevreleyen formlara, biçimlere ve ayrıntılı yüzey özelliklerine odaklanma eğiliminde oluyorlar. Sonuçta, çevrelerindeki görsel bilgi çok daha nitelikli ve titizlikle elekten geçirilerek düzenlenmiş oluyor ve çocuklar çizim yaparlarken tüm bu ayrıntıları hatırlayabiliyorlar.

Üstün yetenekliler en azından ortalama düzeyde genel bir ahlaksal işlev, olağanüstü yüksek düzeylerde işler bellek, ayrıntılara özen gösterme be alan odaklı yetenek gibi özellikleriyle tanınırlar.

Ne yazık ki, yetenek konusunda bir yığın yanlış kanı var.” Doğuştan gelen” yetenek diye bir şey yoktur. Hiç kimse tümden gelişmiş özelliklerle dünyaya gelmez. İnsanlar temelde sahip oldukları genlere göre farklılıklar gösterirler, ama tüm yetenekler beceri, dürtü, alıştırma ve desteğin son derece karmaşık ve dinamik bir karşılıklı etkileşim süreci içinde gelişmek zorundadır.

Çocuklar ve aileleriyle yapılan görüşmelerin ayrıntılarından yola çıkarak David Henry Feldman ve Lynn Goldsmith üstün yetenek olgusunun çeşitli etmenlerin şans eseri “rastlaşmalarının” sonucu olduğu yargısına vardılar. Bu etmenler arasında üstün yetenekli kişinin eğilimleri ve ilgi alanlarıyla tam tamına uyuşan bir alanın varlığı, bu alanın yetenekli kişinin ulaşabileceği sınırlar içerisinde olması, sağlıklı toplumsak/duygusal gelişim, aile özellikleri, eğitim ve hazırlık, kültürel destek, alanda başarının tanınması, eğitim kaynaklarının ulaşılabilirliği, aile üyelerinden maddi destek, anababadan en az birinin kendini tümden üstün yeteneklinin gelişimine adaması, üstün yeteneklinin gelişimine katkıda bulunan aile gelenekleri, tarihsel güçler, olaylar ve eğilimler gibi etmenler yer alıyor. Genler yetenek geliştirici etkilerini dürtüleri, tercihleri ve duygusal tepkileri denetleme yolu ile ortaya koyarlar. Zaman içinde çocuklar beceri, alışkanlık ve tepkilerinin birbirlerini güçlendirici bir döngüye dönüştüğü deneyimleri biriktirirler.

Klasik müziğin yapısından anında etkilenip kimse kendisinden ustun-yetenek-karikatürböyle bir istekte bulunmasa da saatlerce kemanıyla alıştırmalar yapan çocuğu, ya da sayıların büyüsüne kapılıp saatler boyu sayılarla oyalanan ve matematikte yeni dizgeler ve yapılar keşfeden küçük bir kızı düşünün. Bu tür çocuklarda bu gibi etkinlikleri ve kural yapılarını doğuştan ödüllendirici bulurlar. İlgi duydukları alanla ilgili becerileri giderek gelişir, çünkü ödüllendirici buldukları işlerle uğraşmanın yollarını bulmaya çalışırlar ve bu arada yoğun bir alıştırma sürecinden geçerler.

Yalnızca birkaç yıllık takıntı düzeyindeki odaklamanın ardından üstün yetenekli çocuklarda, yeni bilgileri giderek daha hızlı özümseyip öğrenmelerine olanak tanıyan, uzun erimli işler bellek yapıları oluşur.

Kaynak: Scientific Amerikan blogs/10 Şubat 2014, Rita Urgan

Bir Yorum Yazin

Mail adresiniz yayınlanmayacaktır. Zorunlu alanlar işaretlenmiştir *

*

Powered by themekiller.com anime4online.com animextoon.com apk4phone.com tengag.com moviekillers.com