Çocuk ve Öğrenme Güçlüğü: Disleksinin Sebeplerini Etkili Müdahale için Anlamak

40 yılı aşkın bir süredir “disleksi” terimi kullanılmakta olmasına rağmen çok daha uzun süredir teşhisi öğrenme güçlüğü olarak bilinmektedir. Disleksi tanısı alması için çocuğun IQ’un normal ortalamada olması ancak okuma testlerinde %10 dilimde veya altında başarı göstermelidir. Ancak bu sınırlar belirsizdir çünkü müdahaleler neticesinde oluşan değişimler eyaletten eyalete değişmekte. Bunun sonucunda %12’lik dilimde yer alan çocuk zayıf bir okuyucu iken %10’da başarı gösteren çocuk disleksi tanısı alabilmekte.

Çocukları disleksi tanısı almış ebeveynlerin, aslında erken öğrenim sürecinde parlak olan çocukları sadece okumada geri kalmıyor, yazılı kelimeleri gördüğünde afallıyor. Disleksisi olan çocuk her seferinde mücadele içerisinde oluyor.

Özel eğitimciler, nörologlar ve psikologlar, disleksiyi 1970’lerden beri nörolojik temelde anlamıştır. “Disleksi” kelimesinin kökeni alexia– kelimenin kaybı-‘dan gelir ve bu tanı bir beyin hasarından sonra okuma yetisini kaybetmiş yetişkinleri ifade etmek için kullanılırdı.

Disleksi sözcüğü nörolojik temelli, çocuklar okuma yetisinde bozulmayı anlatır. Ancak disleksi-nedirdisleksinin nörolojik temelinin bulunması yakın zamana kadar zor olmuştur.

Disleksinin Nörolojik Kökenin Araştırılması

1970’lerde disklesinin altında yatan sebeplerin araştırması için gerekli olan beyin süreçlerinin teknolojik medikal prosedürler ile takip edilmesi mümkün değildi. Disleksinin nörolojik sebeplerini belirlenemesinden eğitim alanlarında “gelişimsel okuma bozukluğu” olarak yer almıştır ve sebebi önemsiz olarak sayılmıştır. Bu noktada hedef, müdahalelerin geliştirilmesi ve test edilmesi, sonuçlarının ölçülmesi idi. Olası kökenlerin müdahaleler ile ilişkilendirilmemiştir.

Bu yaklaşımın en büyük sınırlılığı belirti temelli olmasıydı, halbuki sebeplerin belirlenmesi etkili çözümlerin tanımlanması için olmazsa olmazıdır. Çocukları test sonuçlarına göre tek bir tanısal kategoriye sığdırdığımızda, sadece disleksinin sebebini tanımla da başarısız olunmaz, birey farklılığını -performans çeşitliliği de göz ardı edilmiş olur.

Neyse ki, nörobilimdeki 1990’da nörogörüntüleme ve beyin elektrofizyolojik teknoloji ile olan ilerlemesi ile disleksinin sebeplerinin de ortak fikirleri gün ışığına çıkarmıştır. Beyin gelişimi ile ortaya çıkan okumayı öğrenmek için altta yatan kapasite disleksi tanısı almış çocuklarda daha az gelişmiştir.

İyi haber ise bu süreçler dikkatli düzenlenmiş eğitim yaklaşımları ile uyumludur.

Disleksik Beyin

2000’lerin ortalarında, disleksinin altında yatan kökenin birincil olanının konuşma seslerinin fonolojik süreçlerindeki sorundan kaynaklığını ortaya kondu. Yapılan araştırmalar, Stanislas Dehaene’in Reading in the Brain(2009) da özetlendiği gibi, fonolojik farkındalıkta sorunların olduğu veya kelimenin içerdiği seslere bölünme becerisinde sorun olduğunu belirtir. Daha yakın dönemde yapılan araştırmalar da bu sorunun neden var olduğunun altını çizmektedir.

Tüm bu sonuçlar ortak bir oluşuma ulaşmıştır, bunu Jane Hornickel ve Nina Kraus’un 2012 Journal of Neuroscience çok iyi şekilde özetlemiştir. Disleksi birincil olarak konuşma seslerine tepki verme becerisinin istikrarlı olarak olmaması sonucunda işitsel bozukluktan ortaya çıkar. Ve Finn ve arkadaşları, Yale’da 2014 Ağustos’ta yayınladıkları araştırmalarında konuşma seslerinin algılanmasındaki problemin çocukların konuşma sesleri ile yazılı harfleri birleştirmesini sağlayan beyin ağının gelişimini etkilediği sonucunu bulmuşlardır

Bu araştırmaya göre, disleksi için erken okuma müdahaleleri en etkili işitsel idrak, fonolojik hafıza egzersizleri ve konuşma seslerini yazılı harf ile eşleme çalışmaları (fonolojik farkındalık ve hedefli şifre çözme) ile birleştiğine olmaktadır.

Hatta nörobilim araştırmaları bunu doğrular nitelikte. Temple et. Al (2003) fMRI da bu müdahale programın haftada 5-6 kez uygulanan 35 disleksisi olan çocukta ( ayrıca 3 yetişkin) sadece çözümlemede ve okuma anlamada kayda değer gelişme görülmüştür. Ayrıca tipik okuyucularda aktivite olan beyin bölgesi fonolojik farkındalık çakışmalarında aktive olmuştur.

Disleksinin sebebini araştıran nörobilim araştırmalarına ek olarak özel eğitimciler tarafından disleksi örüntülerindeki çeşitlilik ve bireye özel müdahalelerin önemi hakkında yapılan bilimsel araştırmalar yapılmıştır. Dileksi tanısı almış çocukların bazıları kelimeleri bir bütün olarak okuyup iç detayları tahmin eder, fonolojik farkındalık da büyük problemler görülür. Diğer çocuklar ise okuduklarını anlamak için çok yavaş okudukları, çözümlemeleri çok fazla yaptıkları için düzensiz kelimeleri okumada sorun yaşar.

Ryan S. Baker ve çalışma arkadaşları, öğrenme sorunları olan çocuklar için etkili eğitim için gerekli faktörleri ele aldıkları araştırmalarına etkili eğitmenin çeşitliliği göz önünde bulunduran, öğrencisinin neyi bildiğini ve neyi bilmediğini belirledikten sonra müdahale planını çizdiğini vurgular. Örneğin, bir çocuk çözümlemede güçlük yaşıyor ise, müdahale fonolojik farkındalık ve çözümleme çalışmalarına odaklanması daha yararlı olacaktır. Ancak fazla çözümleme yapan çocuklar için akıcılık sağlanması için rehber eşliğinde tekrarlı yüksek sesli okuma çalışmaları daha etkili olur. Baker ve çalışma arkadaşları bu araştırmayı en etkili kabiliyetli özel eğitim sistemini belirlemek için bir adım daha ileri götürmüşler.

Beyni Yeniden Eğitme Potansiyeli

Geçtiğimiz 40 yıl içerisinde disleksiyi, geçtiğimiz son 5 yıl içinde oluşturulan nörofizyolojik modeller ile okuma için gerekli kapasiteleri ve bireysel müdahaleler için en etkili yöntemleri öğrenmemiz ile daha iyi anlıyoruz. Ayrıca tedavi opsiyonları araştırmaların hızında gelişiyor ve disleksisi olan çocuklar, öğrenme güçlüklerini aşmak artık bugün beyinlerini eğitme potansiyeline sahipler.

Çeviri : Uzm. Psk.Ayşe Başak Erk / Dr. Martha Burns

ayse-imza

Bir yorum

Bir Yorum Yazin

Mail adresiniz yayınlanmayacaktır. Zorunlu alanlar işaretlenmiştir *

*

Powered by themekiller.com anime4online.com animextoon.com apk4phone.com tengag.com moviekillers.com