Konuk Yazar: Şiddet Olaylarını Aile İçerisinde Nasıl Konuşmalıyız?

Aile ve Çift Terapisti Tuğçe Isıyel, son günlerde gündemimizden düşmeyen şiddet olaylarında ebeveynlerin çocuklarına logo_3yaklaşımlarının nasıl olması gerektiğini ve ailenin baş etme stratejilerini cocuklaringelisimi.com‘la paylaştı.

Son zamanlarda ardı ardına gelen bomba patlamaları, intihar saldırıları, çatışmalar, şiddet olayları derken hepimiz ülkenin olumsuz atmosferinden ister istemez etkileniyoruz. Sosyal medya, gazeteler, televizyon programları etkilenme düzeyimizi ise fazlasıyla arttırıyor. Manipülasyonlara, umutsuzluk, güvensizlik duygularına oldukça açık bir dönemde olduğumuzu söyleyebiliriz. Yaşanılan acı verici olaylar bir kenara, belki de ebeveynler için en zorlayıcı olan kısım, bu süreçte hem kendilerinin hem de çocuklarının beden ve ruh sağlığını koruyabilmek. 7’den 70’e herkes bu olumsuzlardan payını alırken elbette olan biteni konuşabilmek, paylaşabilmek çok önemli.  Peki aile içerisinde şiddet olayları nasıl konuşulmalı ve özellikle çocukların bu durumdan en az etkilenmeleri için başetme stratejilerimiz neler olmalıdır?

Öncelikle ebeveyn olarak soğukkanlılığı elden bırakmamalıyız. Çcouklar olan bitenden daha çok anne babalarının verdiği duygusal ve bedensel tepkilerden etkilenmektedirler. Var olan durumu kabullenmekle işe başlayabiliriz. Ülkenin zor bir dönemden geçtiği gerçeğini ne kendimizden ne de çocuklarımızdan yadsıyamayız. Onlarla konuşurken dürüst olup, karmaşık bir dil kullanmamalıyız. Çocuğun bize sorduğu soru ne kadarsa, o kadar cevap vermeliyiz. Gereğinden fazla bilgi verip herhangi bir kafa karışıklığına sebebiyet yaratmamalıyız. Kısa ve net ifadeler kullanmalıyız. Sosyal medya, televizyon gibi araçların kontrollü kullanılmasına yardımcı olarak  gereksiz ve özensiz bilgi kirliliğinden hem kendimizi hem de çocuklarımızı korumalıyız. Ve belki de en önemlisi günlük yaşamımıza devam etmeliyiz. Rutin hayatınızı bozmak korkuları daha fazla artırabilir ve her an aklınızda aynı korkunun canlı kalmasına yol açabilir. Bu nedenle elimizden geldiğince günlük işlerimizi ve alışkanlıklarınızı bozmadan devam etmeye çalışmalıyız.

Endişelerimizi, kaygılarımızı mutlaka aile içerisinde konuşup, birbirimizle paylaşmalı, kendimizi ifade etmeye çalışmalıyız. Aileyi güçlü kılan bu paylaşımlardır. Aile içerisinde konuşarak kendini ifade etmekte zorlanan bireyler varsa ya da henüz yaşı gereği konuşmak konusunda yeterli olmayan çocuklarımız varsa resim, oyun yoluyla kendilerini ifade etmeye imkan vermeliyiz.

Korku sonucu oluşan bazı kaçınma davranışları oluşabilir. Örneğin, çocuğunuzu okula göndermemek, evden çıkamamak, eşinizi işe göndermek istememek, toplu taşımaya binmemek ve kalabalık ortamlardan uzak durmak gibi… Bu davranışlar kısa süre normal kabul edilse de uzun süreli olması, bu korku konusunda mutlaka psikolojik destek alınmasını gerektirebiliyor. Yine aynı şekilde yaşanılanlardan dolayı oluşan uykusuzluk, iştahsızlık, kabuslar, çocuklarda altına kaçırma, okula gitmek istememe gibi davranışlar görülüyorsa yine mutlaka bir uzman desteği alınması gerekmektedir.

[Yazar Hakkında ]Tuğçe Isıyel- Aile ve Çift Terapisti / İstanbul Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümünden mezun oldu. Londra’da Middlesex Üniversitesi’nde ve Türkiye’de psikanalizle ilgili çeşitli eğitimler aldı. EFTA-Avrupa Aile Terapisi Derneği (European Family Therapy Association) tarafından sertifikalanan Aile ve Çift Terapisi eğitiminin temel ve ileri düzeyini tamamladı.Mika Psikoloji Eğitim ve Danışmanlık’ta yetişkin, aile ve çift alanında psikoterapist olarak çalışıyor. “Psikanalitik Edebiyat Okumaları” isimli bir atölye çalışması yürütüyor ve çeşitli dergilerde inceleme, deneme, eleştiri türünde yazılar yazıyor. Aynı zamanda bir okulda yarı zamanlı öğretim görevlisi olarak önlisans öğrencilerine ders veriyor. tugceisiyel@mikapsikoloji.com[/author]

Bir yorum

Bir Yorum Yazin

Mail adresiniz yayınlanmayacaktır. Zorunlu alanlar işaretlenmiştir *

*

Powered by themekiller.com anime4online.com animextoon.com apk4phone.com tengag.com moviekillers.com