Konuk Yazar: Gençlerde Flört Şiddeti Nedir? Çocuğunuzun İlişkisi Güvenli mi?

Flört şiddeti %20 oranında gençlerin duygusal ilişkilerinde gözlemlenebiliyor. Gençlikteki şiddetin durdurulmaması ve resim-1çözümlenmemesi durumunda yetişkinlikte de devam ediyor. Bu nedenle flört şiddetini tanımak ve önlemek için farkındalığın artması çok önemli. Şiddet ve istismar hakkında seminerler vererek ve projeler üreterek kişileri bilinçlendiren Uzman Psikolojik Danışman Ayşe Turaboğlu ile Nirengi Derneği ve flört şiddeti üzerine bir söyleyişi yaptık.

 

Ayşe Erk: Merhaba, Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Fakültesi, Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümü’nde yarı zamanlı öğretim görevinizi ve yetişkinlerle bireysel danışmanlık çalışmalarınızı sürdürüyorsunuz. Aynı zamanda Nirengi Derneği’nin başkan yardımcılığını yürütüyorsunuz. 2015 yılında kurulan Nirengi Derneğinden bize bahseder misiniz?

Ayşe Turaboğlu: Nirengi Derneği Kasım 2015te kurulmasına rağmen, geçmişimiz daha öncesine dayanıyor. Sevgili meslektaşım Leyla Navaro, 1989 yılında Nirengi Kişisel Gelişme ve Psikolojik Danışmanlık Merkezini kurdu.  O tarihten bugüne kadar, bireysel ve grup çalışmalarımız, mesleki eğitim seminerlerimiz, gözetim çalışmalarımız, toplumsal cinsiyet rolleri ve kültürel kodlar konusunda bilinç yükseltme çalışmalarımız, bilgi ve farkındalığı arttıran konferanslarımız, toplumumuzun seçkin aydın ve yazarlarıyla paylaşım ve sohbetlerimizle oldukça geniş bir kitleye hitap ettik.  Bir süre sonra “kabımıza sığamaz” olduk ve sahip olduğumuz bilgi ve deneyimleri toplumsal düzeyde fark yaratmak için daha geniş kitlelere yaymaya, toplumsal sorumluluğumuzu ulaşamadığımız yörelere doğru uzanarak daha yaygın kullanmaya karar verdik. Bu bir dönüşüm ve yenilenme hikâyesi aslında.
Derneğimizin kuruluş amacı bireylerin, insan onuruna uygun şekilde yaşamlarını sürdürmelerine, iyi olma hallerinin ve yaşam  kalitelerinin yükselmesine katkıda bulunmaktır. Bunun için  psiko- sosyal destek, eğitim, tarih, kültür, yönetim, bilim, sanat, toplumsal diyalog, ekonomi, çevre, kalkınma ile  ilgili  bireysel ve toplumsal gelişim çalışmalarında bulunmayı veya bu çalışmaları yapan kurum ve kuruluşların desteklenmesine katkıda bulunmayı da temel amaçlar olarak belirledik.

 

A.E. :81 ilde en fazla çocuk istismarı görülen 6 ilden biri olan Mersin’de gerçekleşecek ‘Çok Geç Olmadan, Çocuk İstismarına Dur De!’ projeniz nasıl gerçekleşecek? Neler hedefliyorsunuz?

Ayşe Turaboğlu : “Çok Geç Olmadan, Çocuk İstismarına Dur De” projesinin amacı “Çocuk İhmal ve İstismarı” konusunda öğretmenleri, velileri ve okulda çalışan personeli bilgilendirmek ve bu konuda farkındalık yaratmaktır. Bunun yanında, fark edilen ve gözlemlenen “ihmal ve istismar”  durumunda nasıl müdahale edileceği ile ilgili standart çalışma prosedürü oluşturmaktır. Burada psiko-sosyal destek de çok önemli, projemizin bir amacı da ihmal ve istismarın yaşandığı durumlarda çocuk ve aileyi etkili iletişim yöntemleriyle desteklemektir.

Çocuk İhmal ve İstismarı pek çok disiplini ve onların arasında bilgi paylaşımını gerektiren toplumsal bir sorundur. Bu gerekçe ile çok yakın bir zamanda Mersin’de konuyla ilgili bir çalıştay düzenledik. İlgili hizmet sağlayıcıların yer aldığı çalıştayda, konuyu farklı kurumlardan katılan temsilcilerle konuştuk ve farklı açılardan çözüm yolları bulmaya çalıştık.

Sektörler arası koordineli çalışma “Çocuk İhmal ve İstismarı “konusunda çok önemli, bu tür vakaların yönetimi konusunda Nirengi Derneği olarak içersinde çocuk istismarına karşı bir yol haritasının da yer alacağı sürdürülebilir okul temelli, çocuk istismarının önlenmesi ve etkin müdahale sistemi konulu bir model önerimiz var ve çalıştay çıktısı olarak bu konuda bir politika dokümanı hazırlayacağız.

 

A.E.: Flört şiddeti tanımı hangi davranışlar için kullanılıyor?flort-siddet-iliskli

Ayşe Turaboğlu: Flört eden iki partnerin, karşılıklı birbirine ya da birinin diğerine sergilediği tehdit, kısıtlama ve baskı içeren her türlü davranış flört şiddeti tanımına giriyor. Flört şiddetinin türüne göre davranışlar farklılıklar gösterebiliyor; vurmak, tokat atmak, saçını çekmek, istenmediği halde öpmek & dokunmak, cinsel ilişkiye zorlamak, kıskançlık yaparak soysal ilişkilerini kısıtlamak ve kıskançlığı sevgi göstergesi olarak kullanmak, devamlı suçlamak ve eleştirmek en belirgin davranışlar. Sosyal medyanın hayatımıza girmesiyle birlikte, mahrem ilişkiler ve sınırları da değişti. Dijital şiddet, özellikle son yıllarda flört şiddetinde sıklıkla rastladığımız bir tür olarak karşımıza çıkmaya başladı. Sosyal medya hesaplarının şifrelerinin istenmesi ve kontrol edilmesi, telefon veya bilgisayarın kurcalanması, sürekli mesaj atması ve anında yanıt beklenmesi en çok gördüğümüz davranışlar.

 

A.E.: Flört şiddetini yoğun olarak hangi yaş aralığında gözlemliyoruz?

Ayşe Turaboğlu: Duygusal ilişkilerin ilk basamağı olan “flört” şiddetiyle birlikte en sık 16-24 yaş aralığında görülüyor.

 

A.E.: Flört şiddetini uygulayanların ortak özellikleri var mı? Şiddeti uygulamanın temel sebepleri var mı?

Ayşe Turaboğlu: Şiddet uygulayan kişilerin ortak özelliklerine bakacak olursak, ilki kişinin kendi tarihçesinde şiddete tanık olması veya maruz bırakılması. Şiddet nesilden nesile aktarımı olan, öğrenilen ve model alınan bir davranış olarak varlığını sürdürebiliyor. Bu kişiler duygularıyla baş etme konusunda zorluk yaşayıp, şiddeti bir çözüm yolu olarak görüyor. Bununla ilintili olarak, kendilerini ve duygularını ifade etme konusunda yeterli becerileri olmadığını görüyoruz. Şiddetten bahsederken, kültürün etkisini göz ardı edemeyiz. Şiddet uygulayan kişilerde çok keskin sınırlarla belirlenmiş toplumsal cinsiyet rolleri olduğunuz görüyoruz. “Erkek adam kıskanır, sahiplenir” gibi bir söylem pek çok ilişkide sevgi göstergesi olarak temel alınıyor ve ilişkide kadın & erkek rolleri bu sınırlarla belirleniyor.

Şiddet uygulanmasının temel sebebi kişiyi kontrol etmek, tahakküm altına almak ve cezalandırmaktır. Şiddet basit bir tanımla gücün kötüye kullanılmasıdır. Özellikle flört ilişkilerinde kullanılan şiddetin amacı kişiyi kendine bağımlı kılmak ve kişiyi savunmasız bırakmaktır.

 

A.E.: Flört şiddetine uğrayanlar bu deneyimlerini paylaşmakta güçlük yaşayıp, gizlemeye çalışabiliyorlar. Ebeveynler çocuklarının flört şiddetine uğradıklarını nasıl fark edebilirler ve çocuklarına nasıl yardımcı olabilirler?

Ayşe Turaboğlu: Kesinlikle katılıyorum, flört şiddetine uğrayan kişiler bunu paylaşmakta zorluk yaşıyorlar çünkü utanıyorlar, korkuyorlar ve çaresiz hissediyorlar. Aile desteği bu açıdan çok önemli çünkü aile destekleyici ve yargılayıcı olmayan bir tutum sergilerse, çocuğun kendini onarma ve baş etme süreci daha az hasarla geçiyor.

Çocuklarının akademik performansında dikkat çeken bir düşüş varsa, uyku ve yemek alışkanları değişmişse, psiko- somatik belirtiler varsa,  içe kapanmış ve daha az sosyalleşiyorsa, genel olarak kaygılı, güvensiz ve stresliyse, günlük işlevlerini ve sorumluluklarını sürdürmekte zorluk yaşıyorsa, sizinle olan ilişkisinde farklılıklar gözlemleniyorsa, bunlar bir sorunun kırmızı bayrakları olabilir. Eğer çocuk-ebeveyn arasındaki ilişki yakın ve samimi ise çocuk ilişkisinin detaylarını paylaşabilir ve ebeveyn ilişkideki şiddeti fark edebilir. Bu sebeple, ebeveynler flört şiddeti ile ilgili bilgi sahibi olmalı ve gerektiğinde çocuklarına bu bilgiyi aktarmalıdır.

Ebeveynler etkili iletişim becerilerini kullanarak çocuklarına destek olabilirler. Yargılamadan ve suçlamadan dinlemek, onun duygusunu anlamaya çalışmak ve her koşulda onun yanında olduklarını belirtmek çocukları için çok kıymetli bir destektir. Şiddetin türüne, süresine ve yoğunluğuna göre etkiler farklılıklar gösterebilir, bu yüzden gerektiğinde uzman yardımına başvurmak önemlidir.

 

A.E.: Flört şiddetinden korunmak için neler yapılabilir?

Ayşe Turaboğlu: Şiddetin her türünden korunmak için disiplinler arası bir anlayışa ve işbirliğine ihtiyacımız var. Flört şiddetinin gerçekleştiği yaş aralığını göz önünde bulundurursak, okullarda ( orta ve lise öğretim) ve üniversitelerde bu konuyla ilgili bilgi aktarımı ve farkındalık çalışmaları yapılmalı. Flört şiddeti altında değerlendirdiğimiz davranışlar, toplum tarafından “romantik ilişkilerin olmazsa olmazı” olarak kabul edilmiş ve sevgi göstergesi olarak normalize edilmiş durumda.  İşe,  toplumun en küçük kesimi olan ailelerden başlamak gerekiyor. Duygularla baş etmeyi, ilişkide var olmayı, çatışma ve problem çözmeyi ailede öğreniyoruz. Sınır koymak şiddetten korunmak için çok önemli.  Sınırlarımız işgal edildiğinde ve bizi rahatsız eden davranışlara maruz kaldığımızda sınır koyup, “hayır” deyip, o ilişkiyi sonlandırmamız gerekiyor. Flört şiddeti, kendini tekrarlayan bir süreçtir. Zaman içinde kişi kısır döngüde sıkışıp kalır, bu yüzden flört şiddetini bilmek ve belirtilerini anlamak korunmak açısından çok gereklidir.

 

A.E.: Gençler kendilerinin şiddet içeren bir ilişkide bulduklarında veya arkadaşlarını böyle bir konumda gözlemlediklerinde neler yapabilirler? Kimlerden destek alabilirler?flort-siddeti

Ayşe Turaboğlu: Akran desteği özellikle bu yaş aralığında çok önemli bir güç. Kişi şiddet içeren bir ilişkide ise, kendini ifade edebileceği ve yargılanmayacağı bir sosyal çevresi varsa, kişi adım atma konusunda daha cesaretli olabiliyor.

Eğer kişi ilişkide kendini güvende hissetmiyorsa, fiziksel, cinsel ve duygusal bütünlüğü tehlike altındaysa, mutlaka kolluk kuvvetlerine veya savcılığa başvurmak gerekiyor. Okulda gerçekleşen bir olaysa rehber öğretmen ve okul yönetimini bilgilendirmek gerekiyor.

Her ne kadar fiziksel ve cinsel şiddet, somut göstergelerinden dolayı şiddetin en bilinen şekilleri olsa da, flört şiddetinin en yaygın türü gözle görülen belirtileri olmayan duygusal şiddettir. Uzun süre duygusal şiddete maruz kalan kişinin, kendi gücünün yeniden farkına varması için uzman yardımı alması yararlı olabilir. Şiddet gören kişi yakın bir arkadaşınızsa, onu yargılamamak ona destek olmanın ilk koşuludur. Şiddete maruz kalan kişi utanç ve suçluluk duyguları ile boğuşurken, onu dinleyecek ve anlayacak birine ihtiyaç duyar. Toplumumuzda şiddet uygulayan kişilerden çok şiddete uğrayan kişilerle ilgili yanlış inanışlar vardır. “ Onun da hoşuna gidiyor demek ki”, “ İstemese ilişkide kalmaz” gibi. Bu tür yanlış inanışlardan sıyrılıp, kişinin maruz kaldığı şiddetin etkilerini ve sonuçlarını göz önünde bulundurmak gerekiyor. Arkadaşınızı güvenli ilişki konusunda bilgilendirip, yaşadıklarının onun suçu olmadığını söyleyebilirsiniz. Şiddet kabul edilemez bir davranıştır ve ilişkide olan iki insan arasında sevgi göstergesi olamaz.

 

A.E.: Gençler ilişkilerinin güvenli olduğunu hangi özelliklerden anlayabilir?

Ayşe Turaboğlu: Güvenli ilişkide saygı vardır, karşılıklı açık ve samimi bir iletişim vardır. Kişiler kendi duygu ve düşüncelerini özgürce ve korkmadan ifade edebilirler. Karşılıklı güven olduğu için gereksiz ve aşırı kıskançlıklar yoktur. Bağımlılık değil, bağlılık vardır. Kişiler ortak alanda paylaşımdan keyif alırken, bireysel alanlarını korur. Sınırlar vardır, bir birlerinin yaşam alanlarını işgal etmezler. Baskı yoluyla birbirlerini kontrol etmeye çalışmazlar. Eşitlik anlayışına dayanan bir ilişkide kişi kendini güvende hisseder.

A.E.: Çocuklukta ebeveynler nelere dikkat etmeli ki ileride çocukları şiddete başvurmasın?

Ayşe Turaboğlu: İlişkide kadın ve erkek olmayı ailemizden öğreniyoruz ve bu mirası kendi ilişkilerimize taşıyoruz. Toplumsal cinsiyet rolleri açısından eşitlik ilkesine dayalı bir ebeveyn tutumu, ilişkilerdeki güç dengesizliğini ortadan kaldırmaya yarayabilir. Güç dengesizliğinin olduğu ilişkiler şiddete daha açık ilişkilerdir.

Burada erkek çocuklarının eğitimi ve yetiştirilmesi ile ilgili birkaç noktaya değinmek istiyorum. Michael Kaufman’ın  “Erkek Kaynaklı Şiddetin 7 Nedeni” isimli makalesinde açıkladığı gibi, erkek çocukları ve erkekler şiddeti kullanmayı öğrenmekte ve daha sonra farklı duyguları öfke olarak dışarı vurmaktadır. Ataerkil toplum yapısına göre, erkekliğin gereği duygu ve ihtiyaçların bastırılmasıdır. Tek izin verilen duygu öfkedir. Bu konuda babalara çok iş düşüyor, eğer babalar özellikle erkek çocuklarına duygularını anlama ve onlarla baş etme konusunda model olabilirlerse, erkek çocuklarının anlama ve sevme kapasitesi gelişmiş olur.

Aileler çocuklarına güvenli ilişki kurmayı ve “ben”i koruyarak “biz” olmayı aktarabilirlerse, çocuk kendi ilişkilerinde sınırlarını koruyabilen, hayır diyebilen ve gerektiğinde talep eden bir partner olmayı öğrenir.

Son olarak, ebeveynler kendi ilişkilerinde şiddete başvurmamalıdır. Unutmamak gerekir ki, geçmiş şiddet deneyimi öğrenilen ve tekrar edilen bir tepkidir.

 

Nirengi-Logo-145px-01

Nirengi Derneğine ve Uzm. Psk. Dan. Ayşe Turaboğlu’ na aşağıdaki bilgilerden ulaşabilirsiniz.

Web: http://www.nirengidernegi.org

Tel: 0212 337 27 31

E-mail: agur@nirengidernegi.org

 

 

Bir Yorum Yazin

Mail adresiniz yayınlanmayacaktır. Zorunlu alanlar işaretlenmiştir *

*

Powered by themekiller.com anime4online.com animextoon.com apk4phone.com tengag.com moviekillers.com