Selective-Mutism

Çocuğunuz Sadece Utangaç mı – Yoksa Seçici Konuşmazlık mı Söz Konusu?

Bir öğretmeni çocuğunuzun okulda rahatlıkla konuşmadığını mı belirtti? Konuşkan, şen şakrak çocuğunuz, akrabalarınızla toplandığınız bir ortama ya da dans kursuna giderken birden bire tek bir kelime etmemeye mi başlıyor? Eğer çocuğunuz evde diğer sosyal ortamlarda olduğundan tamamen farklı bir kişiyse, seçici konuşmazlık sorunu yaşıyor olabilir. Seçici konuşmazlık sıklıkla yanlış anlaşılır ve yanlış teşhis konabilir fakat ilerleyen zamanlarda daha iyi sonuçlar alınması için erken tanı ve tedavi hayati önem taşıyor.

Ya çocuğunuz sadece utangaç değilse?

Seçici konuşmazlığın nadir bir durum olduğuna inanılmıştır her zaman. Fakat önceleri düşünüldüğünden çok daha fazla çocuk bu teşhisin kriterlerini karşılayabilir.

Geçmişte, konuşmadığı için “sadece utangaç” ya da “yabani” olduğu düşünülen çocuklar, seçici konuşmazlığın kriterlerini karşılıyor olabilirler. Pek çok kişi, çocuğun “büyüdükçe” bu davranışı bırakacağını düşünür ki durum her zaman böyle değildir. “Sadece utangaçlık” olarak görünen şeyin kökenleri aslında kaygıya, bilhassa da altta yatan konuşma beklentisinden korkmaya dayanır. Utangaç çocuklar sınıf içinde yüksek sesle kitap okumaya gönüllü olmayabilirler ancak bir şeyler yapmaya ihtiyaç duyduklarında konuşabilirler. Aradaki temel fark utangaç çocukların işlev gösterebilmesi, seçici konuşmazlık sorunu olan çocukların ise gösterememesidir.

Seçici konuşmazlık neye benzer?

Seçici konuşmazlığı olan bir çocuk seçili sosyal ortamlarda (çoğunlukla okulda) iletişim kurmayabilir, fakat en az bir tane başka ortamda (genellikle evde) rahatlıkla konuşabilir.

Bu durum, kızlara erkeklerden daha çok tesir etmeye yatkın olsa da, hem kızlar hem de erkekler etkilenebilirler. Başlangıç yaşı ortalama 5 yaşın altındadır fakat sıklıkla, çocuk yapılandırılmış bir sosyal ortama girdiğinde (anaokulu ya da kreş gibi) bu sorun kendisini gösterir.

Seçici konuşmazlık sorunu olan çocuklar bir kitap raporu teslimi, sınıf arkadaşına merhaba demek ya da futbol antrenmanında koçla konuşmak gibi durumların ihtimali karşısında öyle çok kaygı duyarlar ki donup kalırlar ve lafa girebilecek ya da cevap verebilecek durumda olmazlar. Bundan dolayı, okuldaki ve diğer sosyal ortamlardaki deneyimleri engellenebilir ve sosyal olarak da zorluk çekebilirler. Öğretmenler onları ölçme ve değerlendirme konusunda yetersiz kalabilirler.

Seçici konuşmazlık bir çocuktan diğer çocuğa farklılık gösterebilir:

  • Bazı çocuklar yalnızca yakın aileleriyle konuşup evin dışındaki kimseyle hatta akrabalarla bile konuşmazlar
  • Diğerleri daha düzenli olarak gördükleri akrabalarıyla konuşurken o kadar iyi tanımadıklarıyla konuşmayabilirler.
  • Bazıları evin dışındaki diğer çocuklarla konuşabilir ama yetişkinlerle konuşmayabilir, bir başka grup ise öğretmeniyle birebirken konuşabilir ama daha büyük gruplarda diğer çocuklar duyma mesafesindeyken donup kalabilirler.

Günden güne, kişiden kişiye ve ortamdan ortama farklılıklar olsa da bunların hepsinin seçici konuşmazlığın bir çeşidi olduğunu anlamak önemli.

Seçici konuşmazlığın şu belirtilerine dikkat edin:

  • Donuk ya da yanıt vermeyen bir tavır
  • Katı, “sopa gibi” denebilecek bir bedensel duruş
  • İfadesizlik, dümdüz ya da “donakalmış” bir yüz
  • Sosyal bir durumda cevap verme konusunda yavaş olma
  • Sosyal ortamlara girerken ebeveynlere yapışma durumu

Erken Tanı Önemli

Ebeveynlerin içgüdülerine güvenmeleri önemlidir. Çocuğunuzun evin dışındaki seçili bazı sosyal ortamlarda ve/veya seçili insanlara çok farklı davrandığını hissediyorsanız, bir çocuk psikoloğuyla konuşmanız önemli. Ne kadar erken teşhis konursa ve müdahale etmeye başlanırsa, uzun vadeli iyileşme o kadar iyi olur.

Ebeveynler için 5 ipucu:

  1. Sosyal durumlarda sözel talepleri mümkün olduğunca ortadan kaldırın. Eğer sözel talepleri ve beklentileri düşürürseniz, çocuğunuz zamanla sosyal durumları kaygı yerine rahatlık ve olumlu duygularla ilişkilendirmeye başlayacaktır. Bu demek oluyor ki, bir doğum günü partisinden içeri adımınızı atar atmaz çocuğunuzla konuşmaya ya da ona sorular sormaya başlamayın. Bu aynı zamanda çocukla sürekli olarak hiç konuşmadığı hakkında da konuşmamanız gerektiği anlamına geliyor!
  2. Onu rahat hissettirmeye odaklanın. Çocuğunuzun sosyal ortamlara diğer çocuklar kadar rahatlıkla girmeyeceklerini anlayın. Erken giderek ya da grubun içine girmeden önce alıştırma yapmak için zaman ayırarak duruma alışmak için daha fazla zaman tanımak bir olmazsa olmaz. Mümkün olan her fırsatta mizahtan faydalanın, etkinliğe başlamasına yardım edin ve olumlu cesaretlendirme yollarına başvurun.
  3. Sözel olmayan iletişim yollarına odaklanın. Sözel bir cevap bekleyen bir soru ortaya atmak yerine bir baş sallama, başparmağını havaya kaldırma ya da indirmek yoluyla cevap verebileceği sorular sorun. Çocuğunuzun bu şekilde cevap verebileceği sorular sormaları için öğretmenlerle, koçlarla ve diğerleriyle konuşun.
  4. Adım adım çalışın. Çocuklarınızı kendilerini rahat hissettikleri durumlara sokun ve onlarla özgürce konuşun ve daha sonra aşama aşama yeni bir insan takdim edin, yeni bir ortama geçin ya da yeni bir talep ekleyin duruma. Çocuğunuzu hepsini bir seferde yapması için zorlamayın.
  5. Yavaş başlayın ve gerçekçi hedefler koyarak ilerleyin. Yavaş bir şekilde başladığınız ve öncelikle çocuğunuzun kendini rahat hissetmesine odaklandığınız sürece onları ilerleme göstermeleri için hafifçe zorlamak sorun değil. “Erişebileceğinizin yalnızca birazcık ötesinde” hedefler belirlemekte fayda var. Hedeflere zamanında ulaşıldığında değişimi sağlayacaklardır.

Seçici konuşmazlık sorunu sebebiyle çocuğunuzdan bir şeyler talep etmekten ya da sosyal durumlardan kaçınmayın. Seçici konuşmazlık sorunu olan bir çocuğun evde yakın ailesiyle zaten rahat hissettiği ve konuştuğu bir ortamda otururken iyileşme göstermeyeceğinin farkına varmak önemli. Seçici konuşmazlık genellikle kendi başına ortadan kalkmaz, hatta ilgilenilmediği durumda daha kötü kaygı sorunlarına ve sosyal problemlere yol açabilir.

Bu neden ile mutlaka bir çocuk psikoterapistinden destek alınarak aile, okul ve psikoterapi sürecinin planlanması gerekir.Seçici konuşmamazlık maalesef kendiliğinde ‘yok olan’ bir durum değildir, hatta zamanında gerekli destek alınmaz ise  kaygı bozuklukları, sosyal sorunlar gözlemlenebilir.

Kaynak: Healthessantials/ Childrens Health Team

 

 

Bir Yorum Yazin

Mail adresiniz yayınlanmayacaktır. Zorunlu alanlar işaretlenmiştir *

*

Powered by themekiller.com anime4online.com animextoon.com apk4phone.com tengag.com moviekillers.com