mukkemmeliyetci-cocuk

Çocuklar ve Mükemmeliyetçilik – Çocukların Mükemmeliyetçiliği Tetikleyen Düşüncelerle Baş Etmesine Yardımcı Olmak

Hata yapmak insanoğlunun doğasında vardır. Bazen bunlar büyük hatalar olur. Hatalar ya da başarısızlık meydana geldiğinde bununla başa çıkmanın iki yolu vardır. Kusurlarımızın paslı birer çivi gibi içimize işlemesine izin verebilir ya da onlara rağmen kendimizi ‘yeterli’, yani yeterince cesur, yeterince iyi, yeterince bilgili, yeterince güçlü hissetmeye devam edebiliriz, biraz sendelediğimizde bile. Standartlarımızı yüksek tutmakta yanlış olan bir şey yoktur ancak çocuklarda mükemmeliyetçiliğin sorunu onlar için yeterlinin hiçbir zaman yeterli olmamasıdır. Bu son derece yorucudur ve mükemmeliyetçilik kontrolü ele aldığında ‘yeterince iyinin’ peşinde kırbaçlanmışçasına koşmak bitmek bilmez bir çaba gibi gelebilir; ancak bunu değiştirebiliriz.

Çocuklarda mükemmeliyetçilik – Nereden geliyor?

Çocuklardaki mükemmeliyetçilik tümüyle mükemmel olmayı istemekle ilgili değildir, daha çok hata yapmanın ya da başarısız olmanın sonuçlarından kaçınmak istemekle ilgilidir. Bu sonuçlar gerçek ya da farazi olabilir ama her iki durumda da etkilidirler.

Mükemmeliyetçilik kaygıdan doğan, bizi aşağılanmadan, utanca ve küçük düşmeye dek her türlü tehlikeden korumak için tasarlanmış oldukça normal insani bir tepkidir. Mükemmeliyetçilik bu tehlikelere karşı kendini koruma çabasıdır. ‘Eğer denemezsem başarısız olamam bu da küçük düşmeyeceğim anlamına gelir.’ ‘Hiçbir hata yapmazsam, aptal gibi görünmem.’

Bu tehlikelerin ne kadar olası olduğu ya da olmadığı önemli değildir; kaygılı bir beyin aşırı korumacı (ayrıca güçlü, sağlıklı, standart) bir beyindir ve ‘gerçekleşmesi muhtemel’ şeylere karşı olduğu kadar ‘gerçekleşmesi olası ama muhtemelen gerçekleşmeyecek olan’ şeylere karşı korumak için de aynı azimle çalışır. Yanlış ‘gidebilecek’ şeylere dair fikirler kontrolü ele aldığında bu sonuçlardan kaçınma güdüsü muazzam olabilir.

Çocukların Mükemmeliyetçilikle Baş Etmesine Yardımcı Olmak – O Konuşma(lar) 

Davranış düşüncelerden doğar ancak bu düşüncelerin tümünün farkında olamayız. Mükemmeliyetçiliği ateşleyen düşünceler perde arkasında, bizim farkındalığımızın ötesinde bir alanda çalışmaya eğilimlidirler. Çocuğunuzun farkında olduğu tek şey, başarısız olma düşüncesinin dehşet verici hissettirmesi olabilir. Düşünceler genellikle farkındalığımız dışındayken daha etkilidirler. Böyle olduğunda çığırından çıkıp hiçbir engelle karşılaşmadan bizi onaylanma, kontrol duygusu ya da güvenlik için dans ettirebilirler, dans etmeye hiç gerek olmadığı durumlarda bile.

Mükemmeliyetçiliği değiştirmenin anahtarı, mükemmeliyetçi davranışı tetikliyor olabilecek her türlü olumsuz düşünceye dev bir spot ışığı tutmak ve bu düşünceleri açığa çıkarmaktır. Bu düşüncelerden doğrudan kurtulmamızı sağlamsa da farkındalık, onların etkilerini davranışlardan uzak tutmanın ilk adımıdır. Bunu şöyle de düşünebilirsiniz: Eğer karanlık bir odada hareket ederseniz bir şeylere çarparsınız. Yolunuza çıkan şeyler yüzünden bereler ve morluklar edinebilirsiniz. Işığı açtığınızda, ‘eşyalar’ orada olmaya devam edecek ama siz, eğer isterseniz onların arasında yolunuzu bulmayı seçebilirsiniz.

İlk olarak, onları bilgiyle güçlendirin: ‘İç-konuşma dediğimiz bir şey var…’.

Çocuklar, onları güçlendirdiğimiz kadar güçlüdür ve bunu yapmanın en iyi yollarından biri de bilgilendirmektir. Bunu mükemmeliyetçilikle ilgili olarak yapmak için, ilk olarak kendi iç-konuşmalarının ne kadar etkili olduğunu ve onlar farkında bile varmadan davranışlarını nasıl etkileyebileceğini anlamaları gerekir. Bu birkaç sohbetin ardından gerçekleşebilir, aceleye gerek yok. Buradaki fikir, hazır olduklarında kendilerini bilgiye açabilmeleri için onlara bilgiyi sunmaya devam etmektir. Sohbetinizde üstünde durmanız gereken noktalar şunlardır:

  • Düşüncelerimiz, biz farkında bile olmadan davranışlarımızı etkileyebilir.
  • İç konuşmamızın (yani kendimizle ilgili düşüncelerimizin) her zaman şefkatli ve nazik olması önemlidir.

Sohbet şöyle bir şey olabilir…

Düşünceler küçük üçkağıtçılar gibidir. Bazen ne kadar sessizlerse, o kadar güçlüdürler. Daha sen duymadan doğrudan senin hislerinle ya da davranışlarınla konuşuyor gibidirler. Bu tür düşüncelere iç-konuşma denir ve bunu hepimiz yaparız. Bazı iç konuşmalar harikadır ve bu tür konuşmaları ne kadar yapsak azdır – ‘Bunu başarabilirim,’ ya da, ‘Bunu deneyeceğim ve sonuç ne olursa olsun her şey yolunda olacak’ veya ‘Tanrım çillerim bana ne kadar da yakışıyor!’ Bir de öbür düşünceler vardır – sana kendini o kadar da iyi hissettirmeyen, hatta belki biraz da ‘ezici’ olan düşünceler.

Şöyle düşün. Eğer birisi sana tekrar tekrar bir efsane olduğunu, cesur, akıllı, komik, nazik muhteşem olduğunu söyleyecek olursa kendini iyi hissetmeye başlarsın. Öte yandan, önemsediğin biri sana tekrar tekrar aptal ve tembel olduğunu, bir fare kadar değerin olduğunu söyleyecek olursa kendini berbat hissetmeye başlarsın.

Bunları başkalarının söylemesiyle, kendi kendine söylemen aynı şeydir. Hatta kendi kendine söylemen muhtemelen daha da kötüdür çünkü kendinle sürekli birliktesin. Eğer kendin söylüyorsan kötü sözlerden hiç kaçamazsın! Olumsuz iç konuşma seni yeni, cesurca ya da zor gibi görünen şeyleri denemekten korkutabilir. Kulağa şöyle gelebilir, ‘Bir hata yaparsam bu bir felaket olur,’ ya da, ‘En iyisi hiç denememek çünkü eğer denersem bu işi berbat edebilirim ve beceriksizin biri gibi görünürüm.’

İç konuşman sana aittir, yani kontrol tamamen sende. Cesurca ve zor işleri başaran insanlarla başaramayan insanlar arasındaki tek fark kendilerine söyledikleri şeylerdir. Sen bir süperstarsın ve her şeyle başa çıkabilirsin – tek yapman gereken bunu kendine hatırlatmaktır. Bir işe başlamadan önce, iç konuşmanı açığa çıkarmak faydalı olabilir böylece neyle uğraştığını görebilirsin ve eğer ihtiyacın varsa bunu daha iyi hissettiren bir şeye çevirebilirsin.

Olumsuz iç konuşmaları neye benziyor? Birlikte bakın…

Davranışlarını tetikleyen düşünceleri açığa çıkarmalarına yardım etmek için görebildiklerinizi nazikçe, yargılamadan isimlendirmeyi deneyin:

‘Bir hata yaptığında kendine gerçekten çok kızdığını fark ettim. Sence bu, hata yaptığın durumlarda senin hakkında/yaptığın iş hakkında ne söylüyor?’; ya da

‘Futbolu çok sevmene rağmen, takıma girmeyi denemek istememeni anlıyorum. Yeni şeyler denemek korkutucu olabilir. Eğer denersen neyin olmasından korktuğunu merak ediyorum’; ya da

‘Senin için hata yapmamak önemli, öyle değil mi? Bir hata yaparsan/ yaptığın iş kusursuz olmazsa ne olur sence? Senin denemeye devam etmeni sağlayan/vazgeçmene sebep olan düşünceler neler?’

Eğer emin değillerse, yardıma ihtiyaçları olabilir:

‘Benim için önemli bir şey yaparken benim düşündüğüm şeylerden bazıları şunlar: ‘Eğer bir hata yaparsam insanlar benim beceriksizin biri olduğumu düşünecekler.’ Senin aklından neler geçiyor?’

Şimdi sıra, onlara iyi gelecek iç konuşmayı beslemeye geldi. Bunu yapmanın bazı yolları…

  1. Onlarla oldukları yerde buluşun…

Düşüncelerini değiştirmek ya da bir şeyleri tamir etmek zorunda değilsiniz. Bunu yalnızca onlar yapabilir ve bu da ancak hazır olduklarında gerçekleşir. Biri sizin yanınızdaysa bir değişim yapmak her zaman daha kolaydır. Anladığınızı ya da hiçbir şeyi değiştirmeye gerek duymadan yalnızca daha fazlasını anlamak istediğinizi göstererek durdukları zemini sağlamlaştırmaya yardım edebilirsiniz: ‘Bu çok yorucu görünüyor. Eğer bir hata yaparsan insanların senin çok akıllı olmadığını düşüneceklerini hissetmek nasıl bir şey?’

  1. Güzel kusurlarının sizinkilerle bağ kurmasına izin verin…

Siz onların kahramanısınız, bu yüzden kendi olumsuz iç konuşmanızı kapatabilir ya da bir hata yapıp üstesinden gelebilirseniz bu onlara da aynısını yapma gücünü verecektir: ‘Bunu gerçekten anlıyorum. Bazen ben de aynı şekilde hissediyorum,’ ya da , ‘Bazen bir işi berbat etmekten gerçekten çok korkuyorum ama sonra kendime her şeyle, hatalarla bile, başa çıkabileceğimi hatırlatıyorum’ ya da ‘Hani bir gün kumsalda yolumuzu kaybetmiş ama sonra gerçekten harika bir dondurmacı bulmuştuk hatırlıyor musun?’

  1. Hata yapmak konusunda bilmeleri gerekenler.

Aranızda bir mükemmeliyetçi varsa muhtemelen hatalara dair son derece sabit fikirleri vardır ve şuna benzer bir şeyler olması olasıdır:  ‘Hatalar kötüdür ve ne pahasına olursa olsun onlardan kaçınmak gerekir.’ Buradaki fikir onları hatalara dair başka bir düşünme biçimine açık hale getirmektir. Bu sohbetin tümünün tek seferde gerçekleşmesi gerekmez ve hatta onlara doğru gelmesi pek çok sayıda konuşma yapmayı gerektirmesi muhtemeldir. Bu hiç sorun değil – acele etmeye gerek yok. Siz uzun-vadeli bir plan üzerinde çalışıyorsunuz – küçük insanlardan cesur, güçlü, daha büyük insanlar yaratmak zaman ister. İşte bu yoldaki sohbetlerinize dahil etmek isteyebileceğiniz birkaç fikir:

Üstünde durmanız gereken noktalar şunlardır:

  • Hata yapmak kötü hissettirebilir ama öğrenmek için harika bir yoldur.
  • Hata yapmak seni eşi bulunmaz bir arkadaş yapar – bütün zeki insanlar zeki olmayı bu şekilde öğrenmişlerdir.
  • Bazen bir hata yapma düşüncesi sana, gerçekten bir hata yapmaktan daha çok engel olur.
  • İşler planladığın gibi gitmese de, sana bir şey olmaz.

Ve konuşma da şöyle ilerleyebilir…

Hiçbirimiz mükemmel değiliz ve hatta hiçbirimiz mükemmel olmak istemeyiz. Hatalar bizim öğrenmemizi ve büyük şeyler keşfetmemizi sağlar. Oysa bazen, senin müthiş beynin ters gidebilecek her şeyi hayal eder (bir hata yaptığında utanç hissetmek gibi) ve seni bundan kurtarmak için çok sıkı çalışır. Bunu başarmasının bir yolu da iç konuşma ile olur. Eğer beynin seni korumak için biraz fazla sıkı çalışıyorsa, iç konuşman da beklediğinden farklı sonuçlanabilecek her şeyden seni ‘korkutarak’ uzaklaştırmak için çok sıkı çalışabilir. Bu da kulağa, ‘İşleri berbat etmemek için yaptığın işi gerçekten kontrol edip durman gerek,’ ya da, ‘Takıma girmeyi deneme konusunu cidden aklından çıkarmalısın. Eğer alınmazsan bu çoook utanç verici olur. Bununla asla baş edemezsin.’ Beyinlerimiz bizi sever (ne tatlı) – ama bazen iç konuşma çok acımasız olabilir! Aşırı korumacı bir beyin seni bir hata yapmaktan alıkoymak için her şeyi yapar ancak bunu yapmak için çok sıkı çalıştığı zaman sana engel olabilir.

Bu tür iç konuşmanın sorunu, hatalarla ilgili çok önemli bazı şeyleri unutmasıdır. Unuttuklarından ilki, herkesin hata yaptığıdır. Hatta cesur ve başarılı insanlar daha çok hata yapar – zaten bu şekilde cesur ve başarılı olurlar. Bir hata yaptığında, neyin işe yaramadığını görürsün, bu da seni neyin işe yaradığını bulmaya yaklaştırır. Hatalar dünyadaki en iyi öğretmenler olabilir. Ne kadar çok hata yaparsan bir uzman olmaya o kadar yaklaşırsın. 

Eğer işler planlandığı gibi gitmezse sana bir şey olmayacağını da unutur. Sen harikasın ve sen HER ŞEYİ yapabilirsin, bir hatayla ya da işleri berbat etmekle başa çıkmak da dahil. Hata yapman şeyleri denemek için yeterince cesur olduğun anlamına gelir. Tüm şampiyonlar hata yaparlar. Yapmasalardı nasıl şampiyon olunacağını öğrenemezlerdi. 

  1. Ve kahraman… kendine şefkat gösterme. 

Yeni bir şey öğrenir ya da denerken gerektiği kadar hata yapma hakkına sahipsin. İç konuşmanın sana ilham veren sözcüklerle dolu olması önemlidir, bu yolda çok sayıda hata yapmak anlamına gelse bile. Kendinle konuşma biçimin cesur, güçlü ve olumlu olmalıdır. Her şeyden önemlisi, şefkatli olmalıdır. Bu kendine sevgiyle ve iyilikle davranmak anlamına gelir, hata yaptığında ya da işler yolunda gitmediğinde bile. 

Beyninin patronu olmak ve olumsuz iç konuşmanı senin için daha iyi olan bir şeyle değiştirmek için şunu dene: ‘Ben yeterliyim – yeterliden de fazlasıyım, işler planladığım gibi gitmediğinde bile’ ya da, ‘Başarısızlık diye bir şey yoktur – ya bu işi doğru yaparım ya da öğrenirim. Her iki durumda da ben harikayım,’ ya da ‘Merhaba Hata. Bugün bana ne öğretebilirsin?’.

  1. Bir adım geri git ve bana ne gördüğünü söyle…

Bir adım geri gitmek çocukların ve gençlerin deneyimlerine daha sağduyulu ve kendilerine daha fazla şefkat göstererek bakmasına yardımcı olabilen bir stratejidir. Bir adım geri gitmenin ardında yatan fikir onları içinde bulundukları duruma bir tanık olarak, sanki bir başkasının başına geldiğini izliyormuş gibi bakmaya teşvik etmektir:

Şunları sorarak bunu teşvik edin:

  • ‘Bir hata yapan bir arkadaşına ne söylerdin?’ Bunu kendine söylemekten seni alıkoyan nedir? İhtiyaç duyacağın zamanlar için bunu bir kenara yazalım. Eğer istersen, önce benim sana söylediğimi hayal et sonra da sen devralabilirsin.’ 
  • ‘Bazen kendine söylediğin şeyleri düşün. Şimdi, bir tanık olduğunu hayal et ve bunları bir başkasına söyleyen birini izlediğini hayal et. Sence bu kişi, bu olumsuz şeyleri duyduğunda nasıl hissedecektir? Yeniden harika hissetmek için sence neyi duymaya ihtiyaçları olabilir? Haydi bunları yazalım ve aynana yapıştıralım’; ya da
  • ‘Okuldaki piyeste oynayan birini izlediğini hayal et ve çok çalışmış olmasına rağmen aynı senin gibi repliklerini unutuyor. Onu küçük görür müydün? Ona ne söylerdin? Sence ne duymaya ihtiyacı vardır?
  1. Düşüncenin ne olduğunu görmesine yardımcı olun – yalnızca bir düşünce, gerçeklik değil.

Bazı düşünceler çok ikna edici olabilir, sanki gerçek buymuş gibi hissettirebilir. Düşüncelere bilinçli bir şefkatle bakabilmek düşüncelerin duyguları ve davranışları yönetmesini durdurmanın bir yoludur. Düşüncelerin bir gerçeklik olarak değil yalnızca düşünce olarak görülmesine izin veren nazik bir ayrışmayı davet eder. İşte bunu teşvik etmenin yolu:

‘Bazen beynin düşüncelerine sanki o düşünceler gerçekten oluyormuş gibi tepki verir. Eğer kendine, ‘Bir hata yaparsa bu bir felaket olur,’ dersen aşırı korumacı bir beyin, bir hata yaptığında gerçekten feci bir şeyin gerçekleşeceğine inanabilir. İşte bu yüzden bazen bir işi durmadan tekrar tekrar kontrol edebilirsin veya bir işi bitirmek yıllarını alabilir veya yeni ya da cesur bir şeyi yapmamak için kendini ikna edebilirsin – çünkü beynin bu düşüncenin gerçek olduğundan ve işler planladığın gibi gitmezse bunun gerçekten bir felaket olacağından emindir.

Bazen bir hata yapmak biraz utanç verici hissettirebilir ama hepimiz bazen böyle hissederiz. Hatta bu utanç verici şeyler bir gün EN iyi hikayelerini oluştururlar! Ayrıca hislerin yalnızca birer his olduğunu hatırlamak da önemlidir. Sen hislerinden ibaret değilsin. Sırf küçük düşmüş hissetmen, küçük düştüğün anlamına gelmez. Hayal kırıklığına uğramış olman, senin bir hayal kırıklığı olduğun anlamına gelmez. Buradaki numara, beyninin patronu olmaktır ki böylece olumsuz iç konuşman kontrolü ele geçirmez ve seni bir şeyler denemekten alıkoymaz ya da işler yolunda gitmedi diye kötü hissetmene sebep olmaz.

Beyninin patronu olmak için şunu dene: Olumsuz bir düşüncenin farkına varmaya başladığında, onun senin önünde uçan bir bulut ya da bir baloncuk olduğunu hayal et. Düşündüğün şeyi ‘hissetmek’ yerine, yalnızca düşünceyi meraklı, açık bir zihinle izlediğini hayal et: ‘Hah işte buradasın! Hata yapmaktan dehşete kapılmama sebep olan düşünce sensin,’ ya da , ‘Beni cesur şeyler yapmaktan vazgeçirmeye çalışan düşünce sensin.’ Daha sonra, düşünceye iyilikle ve şefkatle yanıt verdiğini hayal et. ‘Sorun değil. Beni korumaya çalıştığını biliyorum ama bugün sana ihtiyacım yok. Burada her şey yolunda. Senin biraz gezinmene izin vereceğim sonra da gitmene izin vereceğim,’ ya da ‘Ah merhaba düşünce. Ne yaptığını biliyorum. İşe yaramayabilir diye beni yeni bir şeyi denemekten alıkoymaya çalışıyorsun. Mesele şu ki, bugün gerçekten sana ihtiyacım yok. Ne olursa olsun sorun etmeyecek kadar cesurum. Biraz daha kalabilirsin ama sana tutunmayacağım.’

  1. Daha küçük, daha genç halinize ne söylerdiniz?

Bu, çocukların olumlu iç konuşmanın kulağa nasıl geldiğini keşfetmek için yeterince güvende hissetmelerine yardımcı olmanın bir yoludur:

İç konuşmanın saygılı, sevgi dolu, şefkatli ve nazik olması önemlidir. Bu şekilde kendi kahramanın olursun. Bu tür bir iç konuşmanın kulağa nasıl geldiğini hayal etmek senin için zorsa daha küçük, daha genç bir halinle konuştuğunu hayal edebilirsin. Hepimizin içinde küçük bir çocuk vardır. Bu senin oynamayı seven, güvende ve önemsendiğini hissetmeyi seven yanındır. Herkesin böyle bir tarafı vardır. O bir hata yaptığında ona ne söylerdin? Yeni şeyler denemekten korkuyor olsa ona ne söylerdin? Onun ne kadar muhteşem olduğunu fark etmesi için ona ne söylerdin. Gerçek şu ki, sen bir sihirbazsın. İnsanların kral ve kraliçe ya da kahramanlar gibi hissetmesini sağlayacak müthiş bir becerin var. Önce seni öyle hissettirerek başlayalım. 

Ve son olarak…

Her mükemmeliyetçinin ardında cesaret ve dayanıklılıkla dolup taşan güçlü, kararlı bir birey vardır. Bazen güvende kalma ihtiyacı boğucu olabilir ama doğru bilgi ve yönlendirici bir el ile çocuklarımızın onlara engel olan her türlü kaygılı iç konuşmadan kendilerini kurtarmalarına yardımcı olabiliriz. Çocuklarımız oldukları gibi pırıl pırıllar. Bunu biliyoruz ve cesur, şefkatli iç konuşmayı destekleyerek onların da bunu bildiklerinden emin olabiliriz.

 

Kaynak: Karen Young

Bir Yorum Yazin

Mail adresiniz yayınlanmayacaktır. Zorunlu alanlar işaretlenmiştir *

*

Powered by themekiller.com anime4online.com animextoon.com apk4phone.com tengag.com moviekillers.com