bebek-uyku-egitimi

Uyku Eğitimi İlişkidir, Uyku Eğitimi Bir Takım Stratejilerden İbaret Değildir

“Vakaların yaklaşık % 95’inde bir çocuğun iyi uyumamasının nedeni… uyku ortamıdır.” 

Yazı kelimesi kelimesine böyleydi. Oldukça popüler bir uyku uzmanının niteliksiz tespiti mail kutuma düşmüştü.

Uyku ortamı” tanımı, çocuklarını uyutan anneleri ya da çocuğu uyuyana kadar onunla yatan ebeveynleri içeriyor. “Çocuğunuz, siz ona sarılırken uyuyakalıyorsa, bu bir hatadır.” diyor. Neyse ki bunun gibi korkutucu taktiklere karşı bağışıklığım kuvvetlidir. Ve benim görevim, bu popüler ve yanlış yönlendiren uyku eğitimi taktiğinin tamamen saçmalık olduğunu, mümkün olduğunca çok sayıda ebeveyne ulaştırmaktır. Neden? 

Çünkü birçok ebeveyn bu sözlere inanıyor. Neden?

Çünkü kolay ve pratik. 

Çünkü karlı. 

Nedendir bilinmez, pahalı ve minimalist bir beşiğin bebeklerimizi deli gömleği gibi sarmalayıp uyutmak için sallaması, çocuklarımızı kollarımızın arasında, kulağına ninniler fısıldayarak uyutmaktan daha fazla kabul gören bir durum oldu.

Fakat problem şu ki (uyku eğitimi sektörü için), bebekler bunlara inanmıyor. Ve ebeveynlerin bazıları da öyle… 

Bebeklerini uyutmak için kucaklarında sallayan anneler.

Yatağını paylaşan babalar.

Emzirirken uyutan anneler.

Çocuklarının yanında yatıp sabırla uykuya dalmalarını bekleyen babalar.

Eğer dinlemek için cesaretimiz varsa, çocuklarımız tam olarak neye ihtiyaçları olduğunu söylerler. Ve bu çok basittir.Bize ihtiyaçları var. Bağ kurmaya ihtiyaçları var. İletişime ihtiyaçları var. Güvende hissetmeye ihtiyaçları var.Bizi insan yapan şeylere…

Sonuçta, bizler sosyal memelileriz. Sosyal olmak için tasarlanan bir türüz. Uyku için de bu durum aynı…Bir, iki üç ya da dört yaşında çocukları uyutuyor olmamız (ve gece boyunca bakım vermemiz) biyolojik olarak çok normal.Çünkü 18 aylık bir bebeğin, gece boyunca birçok kez uyanması gelişimine uygun bir şeydir.

Bir annenin çocuğuyla birlikte akşam 7 gibi uyuyakalması, fiziksel ve psikolojik açıdan sağlıklı bir durumdur (tabii sosyal açıdan uygunsuz olabilir, dışarı çıkmak için pazarlık yapmıyorsunuz sonuçta).Evet, bu zordur. Fakat hayır bu ebeveynleri “uyku aksesuarı” haline getirmez. Ya da emzirmeyi kötü uykuyla ilişkilendirmez. Sorumluluk almak, uyku eğitiminde koltuk değneği olmak değildir.

Sık sık uyanmaları ya da emmek istemeleri, çocuklarımızın uyku problemleri olduğu anlamına hiç gelmez. Onların bebekler gibi uyuduğunu gösterir, yetişkinler gibi değil. Ayrıca, uykunun daha hafif fazlarında olduklarını gösterir. Bu durum, doğal içsel bir mekanizma ile onlar “beşik ölümü” diye bilinen ani bebek ölümünden korur. Yani gece emzirmesi “melatonin” hormonunun kaynağıdır. Melatonin çocukların uykuya dalmasına yardımcı olan hormondur. Fiziksel temasınız ve onlara dokunmanız, fizyolojilerini düzenliyor, kalp atışlarını dengeliyor, vücut sıcaklıklarını ve soluk alış verişini düzene sokuyor. Yani avcı-toplayıcı atalarımızın izinden gidiyorsunuz ve gece boyunca devam eden ebeveynlik tam da bebeğinizin ihtiyacı olan şey. Çünkü ebeveynlik bir takım stratejiler bütünü değildir, bir ilişkidir! İster gündüz ister gece olsun… Gece boyunca devam eden ebeveynlik, tanım olarak da, bu ilişkinin yarısı demektir. Durum böyleyken, güneşin doğup batmasına göre bu ilişkinin kurallarını mı değiştirecek?

Güneş batmadan önce, iletişimimiz güzel. Güneş battıktan sonra, ilişki ve iletişimi görmezden geliyoruz.

Gerçek şu ki, gün battıktan sonraki zaman uyku eğitiminin başladığı ve yoğunlaştığı zamanlardır. Kazanmak için en fazla çabalayanlar, kuralları koymaya ve bizi oyuna getirmeye çalışıyorlar. Fakat bu “kurallar” yardımcı önerilerden çok, kurnaz tuzaklara benziyor: savunmasız ebeveynleri kandırarak, suçlu hissettirerek ve korkutarak “bozuk” olmayan çocuklarını düzeltmeye zorluyor.

Benim için anneliğin en büyük sürprizlerinden biri şu oldu: gece devam eden ebeveynlik uykudan çok çok daha fazlası demek. Bir bebeğin nasıl ve ne kadar uyuması gerektiği ile ilgili ön kabullerimi zorlayacak şekilde, nasılsa olduğu gibi kabul ettim. Dünya üzerindeki en sevdiğim küçük insanla, oğlumla, savaşmak yerine, onunla birlikte uyumlanmayı öğrendim.

Bize gösterilen fantazi dünyası ile uğraşmak yerine, çocuğumuzun bize gösterdiği gerçekliği anlamaya çalıştığımızda, problemlerin kaynağını bulabiliriz. Bu “yeni ebeveynlik” bulanıklığı içinde, bizim hızlı düzeltmelere ihtiyacımız yok, desteğe ihtiyacımız var. Yaslanıp ağlayabileceğimiz omuzlara ihtiyacımız var. Etrafımızda bize yardım eli uzatmaya istekli ve gönüllü insanlara ihtiyacımız var. Bizi yapay çözümlerle uyku eğitimine zorlayan ve güçsüz omuzlarımıza biraz daha yük bindiren insanlara değil. Biz duştayken bebeğimizle ilgilenebilecek birilerine ihtiyacımız var. Bize kahvaltı hazırlayan, su şişemizi dolduran, bizimle birlikte koşturan, yatağımızı toplayan, bize insan gibi hissettiren birilerine… Bize birilerinin, yaptığımız fedakârlıkların takdire ve harcadığımız emeğe değer olduğunu hatırlatması gerekiyor. Bebeğin ihtiyaçlarını gözeten uyku eğitimi pratikleri geliştirmemize yardımcı olabilecek birileri…

“Kendine iyi bakmak” öncelikle “ben” varım demek değildir, “ben de varım” demektir.

Yani, çocuğunuzla olan ilişkinizi başkalarının tanımlamasına izin vermeyin.

Gece sarılarak uyumak, sabah yatakta mayışmak…

Çocuğunuza cevap verin ve ihtiyaçları ile senkronize bir biçimde onunla ilgilenin.

Ona her daim cevap verecek bir ebeveyn olduğunuza güvenmesini sağlayın.

Sevginizde dinlenebileceğinin güvencesini verin, ki bu çalışarak olmaz.

Hızla gelişen zihninde, kendi sesini duyurabildiği ve ihtiyaçlarının görülebildiği duygusal motifler/ifade biçimleri oluşturun.

Kim ne derse desin, çocuğunuza karşı sorumlu olmanın onu şımartması asla mümkün değildir. 

Bebekler manipüle etmezler, iletişim kurarlar. Yani, içgüdülerinize güvenin. İç görünüzü ve kalbinizi takip edin. Ve bebeğinize inanın.

Bir Yorum Yazin

Mail adresiniz yayınlanmayacaktır. Zorunlu alanlar işaretlenmiştir *

*

Powered by themekiller.com anime4online.com animextoon.com apk4phone.com tengag.com moviekillers.com