Cocuk-psikolojisi

Kötü Çocuk Yoktur:Çocukları Utandırmadan Sınır Koymanın 9 Yöntemi

Küçük yaştaki çocukların yaramazlık yapması utanılacak bir şey değildir, hatta cezalandırılması gereken bir şey de değildir. Bu davranışlar ilgi çekme istediğinin ya da uykusu geldiğinin göstergesi, ya da daha tutarlı ve katı sınırlara ihtiyacı olduğunu gösteren bir işaret olabilir. Ya da yeni gelişmekte olan bağımsızlığının sınırlarını test etmek için yaptığı denemelerdir. Güvenli hissettiği ve tutulacağından emin olduğu bir alana yoğun ihtiyaç duyarken, diğer taraftan da o alanın sınırları dışına çıkmak için güçlü dürtüleri vardır. Elbette çocukların disipline ihtiyaçları olduğu aşikardır. Gelişim uzmanı Magda Gerber’in de dediği gibi “Disiplin eksikliği iyilik değil ihmal etmektir.”

Bizim ona karşı tutumumuz sağlıklı ve etkili bir disiplinin anahtarıdır. Yürümeye başladığı dönemler (2-3 yaş arası), çocuklarımızın hayatında gelecek yıllarda güveneceği, dürüst, doğrudan iletişime geçebileceği ve şefkatli bir yetişkin figürü olmamızı sağlayacak ebeveynlik becerilerini geliştirmek için mükemmel zamanlardır. İşte bazı öneriler:

1) Öngörülebilir bir çevre ve gerçekçi beklentiler inşa etmek ile başlayın. ​ Tahmin edilebilir bir günlük rutin düzeni bebeğin de kendisinden neler beklendiğini anlamasını sağlar. Bu nokta disiplinin başladığı noktadır. Bebekler ve küçük yaştaki çocuklar için ev günün büyük bir bölümünün geçirildiği ideal mekandır. Elbette bazen günlük işlerimizi hallederken yanımızda götürürüz onları, fakat akşam yemeği partilerinde, AVM’de geçirilen uzun vakitlerde ya da planlanmış aktivitelerle dolu günlerde onlardan kusursuz davranışlar bekleyemeyiz.

2) ​Zorlayıcı davranışlarından korkmayın ve onları kişisel algılamayın.
Sınıfımdaki küçük yaştaki çocuklar yaramazlık yaptığında, ebeveynler genelde çocuklarının agresif ve zorba bir çocuk olmasından endişeleniyorlar. Ve ebeveynlerin bu korkuları çocuklara yansıtması, çocukların bu negatif personaları içselleştirmesine sebep olabiliyor. Ya da en azından ebeveynin gerginliğini hisseder ve bu durum genelde o davranışın şiddetlenmesine sebep olur. Çocuğun davranışlarını etiketlemek yerine, soğukkanlı bir şekilde o davranışlarına izin vermeyerek, zamanla onları durdurmayı öğrenebilirsiniz. Mesela çocuğunuz yüzünüze top atarsa, sinirlenmemeye çalışın. Sizi sevmediği için ya da kötü bir çocuk olduğu için yapmıyor bu davranışı. Sadece ihtiyacı olan limitleri talep ediyor (çocuk dilinde).

3) ​Anında ve sakin bir şekilde tepki verin, tıpkı başarılı bir CEO gibi.​
Sınırları belirlemek için doğru tonu bulmak biraz pratik gerektirebilir. Son zamanlarda, bununla mücadele eden ebeveynleri başarılı bir CEO olduklarını ve yürümeye başlayan çocuklarının da saygılı birer çalışan olduğunu hayal etmeleri için teşvik ediyorum. CEO, başkalarının hatalarını kendinden emin bir şekilde ve onları takdir ederek düzeltir. Emin olmayan ve sorgulayıcı bir tonda yaklaşmaz. Sinirlenmez veya duygusallaşmaz. Çocuğumuzun, davranışlarına sinirlenmediğimizi veya kural koyma konusunda kararsız olmadığımızı hissetmesi gerekiyor. Biz sorumluluklarımız konusunda rahat olursak, o da rahat olur.
Uzun konuşmalar, ders vermeler, duygusal tepkiler, azarlama ve cezalar çocuğumuza ihtiyacı olan netliği vermez ve hatta suçluluk ve utanç yaratabilir. Basit ve net bir şekilde “Bunu yapmana izin vermeyeceğim. Eğer onu bir kez daha fırlatırsan, elinden almak zorunda kalacağım. ” demek davranışına müdahale etmek için en iyi yöntemdir. Fakat bunu tam da davranışın gerçekleştiği anda yapmak gerekir. Eğer üzerinden vakit geçmişse tepki vermek için çok geç olabilir. Bu durumda, davranışı tekrarlamasını bekleyin ve tam o anda tepki verin.

4) ​Ben diliyle konuşun.
Ebeveynler genellikle kendilerini “anne” veya “baba” olarak adlandırırlar. Mümkün olan en dürüst şekilde ve doğrudan iletişim kurmak için küçük yaştaki çocuklarla ben diliyle konuşmak çok önemlidir. Çocuklar kuralları netleştirmek için sınırları test eder. Fakat “Anne, Emma’nın köpeğe vurmasını istemiyor” dediğimde, çocuğuma ihtiyacı olan doğrudan (“sen” ve “ben”) etkileşimini vermemiş oluyorum.

5) ​Mola yok.
Gelişim uzmanı Magda Gerber’in büyükanne gibi bir Macar aksanıyla “Neye mola veriyorsun? Hayata mı?” demesi aklıma gelir her zaman. Magda, ebeveyn ve çocuk arasında basit ve dürüst bir dil olması gerektiğine inanıyordu. Özellikle de bir çocuğun davranışını kontrol etmek veya onu cezalandırmak için “mola” gibi hilelerin işe yarayacağına inanmaz. Bir çocuk dışarıda, toplum içinde bir yerde yaramazlık yapıyorsa, genellikle yorgun olduğunu, kontrolünü kaybettiğini ve gitmesi gerektiğini ifade ediyordur. Tekmeler ve çığlıklar atıyor bile olsa, eve götürmek için arabaya taşımak bu durumla baş etmenin en sağlıklı yoludur. Bazen çocuk evde öfke nöbeti geçirir ve kendi kontrolünü sağlayana kadar bizim yanımızda ağlayabilmesi için odasına götürülmesi gerekir. Bunlar ceza değildir, aksine şefkatli ve onu önemseyen cevaplardır.

6) ​Sonuçlar.
Küçük yaştaki bir çocuk disiplini, mola gibi alakasız bir cezadan ziyade davranışlarının doğal sonuçlarını deneyimlediğinde öğrenir. Bir çocuk yiyecekleri fırlatmaya başladıysa, yemek zamanı bitmiş demektir. Giyinmeyi reddediyorsa, bugün parka gitmiyoruz demektir. Bunun gibi ebeveyn tepkileri, çocukta adalet duygusunun gelişimine yardım eder. Çocuk yine de bu çonuçlara olumsuz tepkiler verebilir, ancak manipüle edilmiş veya utanmış hissetmez.

7) ​Ağladığı için onu disipline etmeye çalışmayın.
Çocukların davranış kurallarına ihtiyaçları vardır, ancak belirlediğimiz sınırlara (veya bu konuda başka herhangi bir şeye) duygusal tepkiler vermelerine izin verilmelidir, hatta ifade etmeleri teşvik edilmelidir. Bu yaşlardaki çocuklar yoğun ve çatışan/çelişkili duygular yaşayabilirler. Çocuklar, özellikle de istediklerini elde edemediklerinde koyduğumuz sınırlara karşı öfke, hayal kırıklığı, kafa karışıklığı, keyifsizlik ve hayal kırıklığı hissedebilir ve bunları ifade etmeleri gerekebilir. Bir çocuk, duygularını güvenle ve yargılanmadan ifade etme özgürlüğüne ihtiyaç duyar. Belki de yumruk atmak için bir yastığa ihtiyacı vardır – ona bir tane yastık ver.

8) ​Koşulsuz sevgi​.
Bir disiplin biçimi olarak sevgimizi geri çekmek, çocuğa sevgimizin ve desteğimizin aniden değişebildiği ve bir anlık yanlış davranışı nedeniyle buharlaşıp kaybolabildiği mesajını verir. Böyle bir yöntem nasıl güvenlik duygusu geliştirebilir ki? Alfie Kohn’un New York Times’ta yayınlanan “Bir Ebeveynin ‘Seni Seviyorum’ demesi aslında ‘Söylediğim Şeyi Yap’ demektir’” adlı makalesinde, bu tür “koşullu ebeveynlik” tarzının çocuklara verdiği zararları araştırır (talk-show sunucusu Phil McGraw ve Jo Frost gibi uzmanlar tarafından önerilen “ Süper dadı” tarzı). Çocuk güvensiz, reddedilmiş ve ebeveynlerinin ondan hoşlanmadığını hissederek büyür ve bu durum suçluluk, utanç gibi hislere ve öz değer eksikliğine neden olur.

9​) Tokatlamak ve vurmak – ASLA​.
Güven ilişkisine en çok zarar veren şey vurmak ya da tokatlamaktır. Ve bunlar şiddetli davranışların bir göstergesidir. Yakın tarihli bir araştırmanın bulgularına göre “Çocuklara vurmanın onlar üzerindeki kısa vadede etkileri, uzun dönemde daha bozuk ve saldırgan davranışlara sebep olabilir. Araştırmaya katılan 2500 genç ile yapılan gözlemlere göre, 3 yaş döneminde daha fazla dövülmüş ya da fiziksel şiddete uğramış çocukların saldırgan olma ihtimali 5 yaşında buna maruz kalmış çocuklardan çok daha fazlaydı.” Bir çocuğa kasten acı vermek, sevgi ile yapılamaz. Ancak ne yazık ki, çocuk sıklıkla ikisini ilişkilendirmeyi öğrenir.

Çocuğumuzu sevmek, onu her zaman mutlu etmek ve güç mücadelelerinden kaçınmak anlamına gelmez. Genellikle yapmamız gereken şey bize en zor geleni yapmaktır: “Hayır” demek ve bu konuda ciddi olmak.
Çocuklarımız doğrudan verdiğimiz dürüst yanıtları hak ediyor, böylece “doğru” ve “yanlış” ayrımını içselleştirebiliyorlar ve başkaları tarafından saygı duyulma ve saygı duyulması için gereken öz disiplini geliştiriyorlar. Magda Gerber’in “Sevgili Ebeveyn – Bebeklere Saygı Göstermek”te yazdığı gibi “Amaç, işbirliği içinde iç disiplini inşa etmek, özgüven ve keyif alabilme kapasitelerini geliştirmektir.”

Bir Yorum Yazin

Mail adresiniz yayınlanmayacaktır. Zorunlu alanlar işaretlenmiştir *

*

Powered by themekiller.com anime4online.com animextoon.com apk4phone.com tengag.com moviekillers.com